Türkiye’de Ortaklık ve Aile Şirketleri

Türkiye’de Ortaklık ve Aile Şirketleri



Türk dünyaya bedeldir fakat iki veya daha fazla Türk bir araya gelirse aynı durum söz konusu mu tartışılır. Birlik, beraberlik ve aile bağlarımızın üst düzey de olmasına rağmen hep birlikte basamakları çıkmak yerine, çoğunlukta birbirimizi aşağı yönde çekme hırsızımız neden var? Hâlbuki sermayenin 1 kat artması demek, toplam gelire 5 kat etkide bulunduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, ortak olmanın avantajı gerçekten göz ardı edilmemeli.

Aile şirketlerine gelecek olursak, bilindiği üzere Türkiye’nin %95’ini oluşturmakta ve neredeyse tamamına sahip iken, genel de ailenin büyüğü bir iş kurar geliştirir, ikinci kuşakta eğer şanslıysa da üçüncü kuşakta iş yeri kapanmaya mahkûm kalmaktadır.

Girişimci sermaye sağlamak amacıyla akraba olan ve işten ve işletmecilikten anlamayan biri ile ortak olur. Başta güzel ve başarılı görülen bu ortaklık ilerleyen zamanlarda ortaklardan birinin tüm yoğunluğunu verirken diğer ortağın patron havasına girip, kazançtan düşen parasını alma düşüncesine girer. İki ortağın edilen kar ile sermaye oluşturup firmayı geliştirmek yerine kendi özel ihtiyaçlarını en üst düzeyde tuttuğu zaman ise söz konusu firmanın piyasa da barınması söz konusu bile değildir.

Aile şirketleri veya normal bir ortaklık olsun olmasın firmaların kendi içinde kurumsallaşmaya gitmeleri şarttır. Herkesin iş bölümü eşit, bir kişinin her işe baktığı bir sistemden uzak olunmalıdır. Kurumsallaşma olduğu takdirde, tüm gider gelirler doğru yere harcanıp, sağlıklı hesaplandığında maliyetlerin düşüp daha uzun ömürlü bir firmaya sahip olunacağı şüphesiz bir gerçektir.