Piyasa Hacmi Çizgisinde Finansal Gelişme Ölçütleri ve Dış Borç Yükü

Piyasa Hacmi Çizgisinde Finansal Gelişme Ölçütleri ve Dış Borç Yükü



      Gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYİH) ile ölçülebilen piyasa hacmi, DYY (doğrudan yabancı yatırım) akımlarının geneline bakıldığında en fazla kabul gören belirleyicisidir. Bir ülkenin piyasa hacmi ölçek ekonomilerinden faydalanmayı sağlayacak belirli bir büyüklüğe ulaştığında söz konusu ülke DYY akımları için bir hedef ülke haline gelebilmektedir. Nitekim sadece yeterli büyüklüğe ulaşmış piyasalar üretim faktörlerinin uzmanlaşmasına ve maliyet minimizasyonu sağlamaya imkân vermektedir. Piyasa hacmi hipoteziyle açıklanan bu durumda, piyasa büyüklüğü eşik bir düzeye ulaştığında söz konusu ülkeye yönelik DYY akımları başlayacak ve piyasa büyüklüğü arttıkça bu akımlar da artmaya devam edecektir.

       Para veya sermaye piyasalarındaki gelişmeyle ifade edilebilen finansal gelişmeyi ölçmek üzere özel sektöre sağlanan kredi miktarının veya menkul kıymetler borsası değerinin GSYİH içindeki payı gibi farklı değişkenler kullanılabilmektedir. Bir ülkenin finansal sistemindeki gelişme, yabancı firmaların ev sahibi ülkedeki yenilikçi girişimlerini genişletmek maksadıyla yapacakları borçlanma miktarını etkileyebileceği için, yeni yatırımlara ilişkin risklerde azalma meydana getirir. Nitekim doğrudan yabancı yatırımcılar beraberlerinde getirdikleri yabancı finansal kaynaklara ek olarak ev sahibi ülke finansal sistemine dâhil olup borçlanma veya hisse senedi ihracı yoluyla da yatırımlarını finanse edebilirler. Bundan dolayı ev sahibi ülke finansal sisteminin kalitesi, DYY girişlerini ve bu girişlerden kaynaklanan teknolojik yayılmayı olumlu yönde etkileyebilir.

      Gerek kamu gerekse özel sektör tarafından yabancı para cinsinden edinilen dış borç miktarındaki artış, ülkenin borçlarını ödeyebilme kabiliyetinde bir azalışa ve dolayısıyla risklilik derecesinde bir artışa yol açacaktır. Toplam dış borç stokunun milli gelire oranı ile temsil edilebilen dış borç yükündeki bir artış, ayrıca ülkenin potansiyel bir ödemeler dengesi krizine maruz kalma olasılığını da artıracaktır. Bu ise çok-uluslu firmaların potansiyel kar ve sermaye transferleri üzerine bir kısıtlama gelmesi ihtimaline yol açacağından, doğrudan yatırımcıların ülke ekonomisine olan güvenini sarsabilecek ve yatırımların karlılığını azaltabilecektir. Netice olarak dış borç yükündeki artışın DYY girişlerini caydırıcı bir etkiye yol açması beklenmektedir.