İHRACATIN GARİSAFİ YURTİÇİ HASILAYA ETKİSİ

İHRACATIN GARİSAFİ YURTİÇİ HASILAYA ETKİSİ



Akademiksel olarak ihracatın gayrisafi yurtiçi hasılaya etkisini doğru analiz edebilmek için incelediğimizde, karşımıza bazı teoriler ve bu teorilerden beslenen politikalar çıkacaktır özellikle Markantilist toeriden mutlak üstünlükler teorisine, Adam Smith’den David Ricardo’ya kadar uzanan ve pek çok önemli ekonomistin çalışmalarda bulunduğu bu teoriler günümüz ekonomi dünyasını da önemli ölçüde etkilemektedir

Klasik ekonomiden itibaren bütün teoriler ekonomik büyümeyi farklı faktörlere dayanarak açıklamış olsa da pek çok sonuç ihracatın ekonomiyi ve GSYH’yi arttırdığına yönelik olmuş fakat 1929 ekonomik krizi ile mücadeleci görüşler de dünyada hakim politika olarak kabul edilmiş buna rağmen 1960’lı yıllardan sonrasında bu politikanın sürdürülemez olmasından kaynaklı gelişmekte olan ülkeler ihracat ağırlıklı politika benimsemiş ve ekonomi bu politikalar üzerine seyretmiştir

Spesifik olarak ,Türkiye ekonomisini ele aldığımızda ise 1980’e kadar ithalat ağırlıklı politikaların güdüldüğü fakat bu dönemden sonrasında ihracata dayalı politikalara ağırlık verildiğini söylemek yanlış olmaz. İhracatın dövizi ülkeye çekmede önemli yollardan biri olduğunun anlaşılmasıyla birlikte bu politikalar önem kazanmış ve GSYH’ye büyük katkı sağladığı gözlenmiş olmakla birlikte maalesef Türkiye henüz hedeflediği ihracat potansiyeline ulaşamamıştır

 

 

k